18 Ekim 2017 Çarşamba   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Gazete Manşetleri   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS    Üye Ol    Şifremi Unuttum
Üye Girişi
Duransel DOĞAN

korhaber@korhaber.com   
Veresiye Defteri  
Türkiye-Rusya, yavaş normalleşme ve 2 ilk!
 E-posta ile gönder Yazdır Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
9 Ağustos 2016 Salı   Yazı Boyutu

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “özür ve ölen pilot ailelerine maddi manevi destek” mektubundan sonra hızlı bir gelişme sürecine giren Türkiye-Rusya ilişkilerini, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi de durduramadı. 

Cumhurbaşkanı Demokrasi Nöbetleri ile meydanlara hakim olup, siyasi söylemini de yumuşatarak, HDP dışındaki muhalefetle işbirliğine yönelince, Türkiye de 14 Temmuz sabahından çok farklı bir mecraya yöneldi.

24 Kasım 2015 Rus savaş uçağını düşürülmesi ile başlayan kriz süreci, peş peşe gelen ambargo ve yaptırımlar, halkların birbirine kızgınlığını körükleyecek, siyasi açıklamalar vb. hepsi geride mi kaldı?

9 Ağustos’taki Saint Petersburg zirvesinden yansıyan açıklamaların satır aralarını okuduğumuzda bu soruya tam olarak “Evet” demek zor görünüyor.

***

Öncelikle 24 Kasım’da uçağı düşürülüp iki pilotu öldürüldüğü için mağdur konumda bulunan Rusya, “sırtımızdan bıçaklandık” diyerek, yaşananların kendileri açısından ağır vahametini en açık biçimde dile getiren Putin, bu mağduriyetin ve ardından gelen özrün rüzgârıyla, masada eli güçlü olan taraftı.

Putin, her ne kadar 15 Temmuz FETÖ darbesi girişiminden sonra Cumhurbaşkanını ilk arayıp geçmiş olsun diyen, destek bildiren liderler arasında olsa da, Cumhurbaşkanı Erdoğan St. Petersburg’a 9 aydır ülkesi ekonomik ve siyasi olarak kan kaybeden, en yakın ve dost bildiği müttefik ülkelerin arkasında olduğuna inandığı bir darbe teşebbüsünden kıl payı iktidarını kurtarabilen, NATO ve AB’de konumu giderek tartışılır hale gelen bir ülke, en zor gününde batılı dostlarının hemen hiç birisini yanında göremediği için kızgınlığı büyüyen konumdaydı.

-Putin; Adım adım, yavaş normalleşme aceleye gerek yok...

Rusya ve Putin’in bu tabloyu olabildiğince kendi çıkarları için kullanmak isteyeceği açıktı ve mevcut konjonktür itibarıyla da kendiler açısından doğru-gerçekçi bir diplomasiydi.

Nitekim, hemen ilk görüşmede 23 Kasım 2015 sabahına dönüleceği beklentisi büyük olan Türkiye’ye, önce “biraz yavaş, normalleşme adım adım olacak, zamana yayılacak, duruma bakacağız, göreceğiz ona göre ne yapacağımıza karar vereceğiz” mesajını verdi. Yani ağırdan alacağını, kendisini de ağıra satacağını gösterdi.

İki bölüm halinde gerçekleştirilen müzakerelerin bu seyri izlemesi doğaldı. Çünkü geride kalan 9 ayda, karşılıklı güven büyük erozyona uğradığı için yok edilen, kapatılan işbirliği alanlarının yeniden “hiçbir şey olmamışçasına” bir günde eski haline dönüşmesi zaten eşyanın ve diplomasinin, uluslararası ilişkilerin, siyasetin doğasına aykırıydı.

Putin; 2016-2019 dönemini kapsayan bir orta vadeli eylem planı çerçevesinde yürüneceğini, ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin eski haline ve daha da ileriye taşınması için oluşturulacak komisyonların çalışmaya başlayacağını zaman içinde adımların atılacağını belirterek umutsuzluğu daha fazla derinleştirmemek için “Bu öyle yıllar alacak bir şey değil, haftalar içinde, aylar içinde bakacağız” dedi.

***

-Türk Akımı için iki taraf, iki ayrı telden...

Türk Akımı için, Cumhurbaşkanı Erdoğan gitmeden önce “projeyi hemen gündeme alıp hayata geçireceğiz” derken, Putin “Türk Akımı’ndan önceki Güney Akım projesini, AB’nin engellediğini, Bulgaristan’ın AB baskısıyla projeden çekildiğini” anımsatarak, “Şimdi öncelikle AB’nin tavrına bakacağız. Hukuki bir zemin arayacağız” diye konuştu.

Yani Rusya Devlet Başkanı “AB, 16 milyar dolara mal olacak Türk Akımı ile AB sınırına götürülecek, doğal gazı almayı taahhüt etmezse, garanti vermezse, süreç Güney Akım’a ve Bulgaristan’ın tavrına benzerse, Türk Akımı için şimdiden çok aceleye gerek yok” demek istedi.

Rusya Enerji Bakanı Aleksander Novak’ın “Türkiye Enerji Bakanlığı ile başlatılacak müzakere sürecinde, kat edilecek aşamalara göre, Türk Akımı’nın birinci hattının inşasına 2019 yılının ikinci yarısından sonra başlanabileceğini” açıklaması da Rusya’nın bu konuda “aceleci” davranmayacağının, bira projeyi rölantiye alacağının işareti olarak görülmeli.

Tabii daha da önemlisi projenin 2,5 yıl önce ilk gündeme alınıp açıklandığı tarihten bu yana geçen sürede, köprülerin altından çok sular aktı. Bir de petrol ve doğal gaz fiyatlarının geçen yıldan bu yana dibe vurmuş olması nedeniyle, Gazprom’un şu anda sürekli ekside olduğu, enerji fiyatlarının gerilemesinin devam ettiği bir aşamada tüm finansmanının kendisinin üstleneceği 16 milyar dolarlık bir projeye hemen başlamak yerine, biraz daha enerji piyasalarındaki gelişmeleri izlemeyi ve petrol fiyatlarının yükselişe geçmesini beklemeyi tercih edeceği anlaşılıyor.

Türk Akımı’nın başlamasının en erken 2,5 yıl sonrası için dillendirilmesi de bunun ifadesi.

Ama müteahhitlik hizmetleri, devam eden işler, Türk işçilerinin yeniden çalıştırılmaya başlanması, “can güvenliği konusunda garanti taahhüdü” şartıyla Rus turistlerin Türkiye’ye gitmesi, charter seferlerinin başlaması vb. konularda hızla durumun gözden geçirilip, normalleşmesi yönünde değerlendirmelerin yapılacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da öncelikle ekonomik ve ticari ilişkilerin hızla eski haline getirilmesi, 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin yeniden gündeme alınması, yıl sonunda Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) toplantılarının yeniden başlatılması konusunda hızla adımlar atılmasının düşünüldüğünü belirtirken, Türk Akımı’nın da süratle gündeme alınması için çalışılacağını ifade etti.

-İlişkilerde 2 ilk: Akkuyu "Stratejik proje" oldu, Savunma Sanayii'nde ortaklık

Putin, Akkuyu Nükleer Santral projesinin beş yıllık bir gecikmeye uğtadığını Türkiye’nin bazı hukuki sorunları çözme konusunda adım atacağını söylerken, Önce Putin ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda ilginç bir açıklama yaptı; Akkuyu Nükleer Santral Projesini Stratejik yatırım kapsamına alıyoruz!

Hükümetin yatırımların teşviki için TBMM’ye gönderdiği ve kabul edilen yasada, Yerli ve Yabancı yatırımlara getirilecek destek ve teşvikler yer alırken burada iki özel ve yeni durum dikkat çekiyordu. Bunlardan birisi Stratejik Yatırımlara verilecek teşvikler, diğeri de yeni uygulamada Projeye özel teşvik uygulamasının devreye gireceği idi.

Yani genel teşvik uygulamalarının dışında, Stratejik Yatırım olarak belirlenen yatırımlar için, çok daha ileri boyutta, teşvik, destek, vergi vb. kolaylıklar, indirimler, bedelsiz ve karşılıksız destekler, finansman desteği ve kolaylıkları vs. devreye girecek.

Türkiye, mevcut ve ilave mevzuata göre, yaklaşık 20 milyar dolarlık hacmiyle Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından birisi olan Akkuyu Nükleer Santrali konusunda, 'stratejik yatırım' statüsü ile Rusya'ya KDV ve gümrük vergisi muafiyetlerinden sigorta primlerine uzanan geniş alanda önemli teşvik imkânları tanıdı. Bu çerçevede Rusya'ya Akkuyu projesinde tanınan özel ayrıcalıkları;

- KDV istisnası,

- Gümrük vergisi muafiyeti,

- 7 yıl süreyle sigorta primi işveren hissesi desteği,

- Yüzde 50 yatırıma katkı oranı ile yüzde 90 oranında vergi indirimi,

- Yatırım tutarının yüzde 5’ini geçmemek kaydıyla azami 50 milyon liraya kadar faiz desteği (öncelikli yatırımlardan stratejik yatırımlara geçenler 700 bin liraya kadar yararlanabilecek)

- Yatırım yeri tahsisi

 gibi başlıklar altında sıralamak olanaklı.

Anlaşılan, Akkuyu Nükleer Güç Santralı yatırımı bu kapsama alınarak, 20 milyar dolarlık bu enerji yatırımında, gecikme, ÇED raporları ve son olarak 24 Kasım Uçak krizi nedeniyle, Rosatom’un uğradığı ileri sürülen 3-4 milyar dolar dolayındaki kayıp, “Stratejik Yatırım” kapsamına alınarak, Türkiye tarafından telafi edilecek.

-Savunma Sanayii ortaklığını ABD ve NATO izin verir mi?

Cumhurbaşkanının söylediği bir başka önemli işbirliği alanı ise Türkiye ve Rusya’nın Savunma Sanayii alanında ortaklaşa yatırımlar, çalışmalar ve işbirliği yapma kararı almış olmaları.

NATO üyesi Türkiye, NATO’nun silah ve savunma standartları dışındaki Rusya ile vu alanda nasıl bir işbirliği, ortak yatırım gerçekleştirecek zaman içinde göreceğiz. Başta ABD ve NATO’nun Türkiye’yi bundan vazgeçirmek için farklı girişimler, yöntemler uygulamaları beklenmeli. Daha önce füze savunma sistemleri konusunda açılan ihaleyi Çin’e veren Erdoğan Başkanlığındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin bu kararı iki yılı aşkın süre sürüncemede kaldı.

Yaklaşık 4 milyar dolarlık bu projede Çin ile teknoloji, know how, ortak yatırım ve üretim aşamasına geçilecek, nihai anlaşma bir türlü imzalanamadı. ABD, NATO, Fransa ve ihaleye giren diğer batılı ülke şirketleri, Türkiye’ye ağır baskı uyguladılar.

Sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl 15 Kasım’da Antalya’da yapılan G20 zirvesinde, Çin ile Füze Savunma Sistemleri projesinin ve ihalenin iptal edildiğini ilan etmek zorunda kaldı.

Dolayısıyla, şimdi Rusya ile bu alanda (Savunma Sanayii) atılacak ortaklık, üretim, yatırım, işbirliği adımlarının da engellenmesi için, ABD, NATO ve batılı ülkelerin “ellerinden geleni artlarına koymayacaklarını” ben bugünden söylemiş olayım.

-Türk-Rus ortak yatırım fonu...

Ankara-Moskova hattının bundan böyle “Dostluk ve Güven hattı” olacağına yönelik açıklamalar işin "sosu ve vitrini" olsa da, Türk-Rus Ortak Yatırım Fonu Kurulması kararının açıklanması, 9 Ağustos randevusunun, ekonomik ve ticari ilişkilerin yeniden normalleştirilmesi, daha da ileriye taşınması açısından en somut sonuçlarından birisi.

Bu açıklamayla eş zamanlı olarak, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu'nun Rönesans Holding'e 400 milyon dolarlık finansman desteği sağlaması da Rusya'nın Türkiye'ye ve Rusya'da yıllardır iş yapan Türk şirketlerine anlamlı bir jesti oldu.

 

 

Bu yazı 1424 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 

 
 
İhracatta rekor artış masalına kim inanır?
 
Zülfikar DOĞAN
 
 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bülent Ecevit'e minnettar
 
Duransel DOĞAN
 
 
TÜRKÇEMİZE SALDIRILAR VE NEDENLERİ
 
Talat SARAL
 
 
Epifiz Bezini En Çok Aktive Eden Madde Olan Manna
 
Yaşar ÖZKAN
       
  3,6671   4,3161  
       
  106,991   151,5628  
  Ankara
Çarşamba Perşembe Cuma
8 / 21 °C 5 / 21 °C 8 / 22 °C
Başkanlık Sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Destekliyorum
Desteklemiyorum
Kararsızım
Hiç bir bilgim yok
 Sonuçları göster     Tüm anketler   
12/08/2017 09/08/2017
03-08-10-18-45-48 18-20-23-24-31-10
10/08/2017 14/08/2017
04-10-38-41-43-49 05, 07, 09, 10, 19, 23, 35, 37, 40, 43, 44, 46, 51, 52, 54, 55, 60, 61, 62, 70, 74, 75
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Bugün oldukça aktif bir yapı sergiliyorsunuz. Henüz oluşturamadığınız olayların alt yapısı üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. ...
 
 
         
         
  Kor Haber'de yayınlanan içerik kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Kaynak belirtilerek yayınlanan içerik ilgili kaynağa aittir ve kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma aittir. Başka kaynaklardan alınan içerik ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Kor Haber sorumlu tutulamaz.   RSSiGoogle'a EkleFacebook'ta Korhaber